REHBERLİK HİZMETİMİZ


 

 

EVİNE HOŞ GELDİN ÇOCUĞUM…                   

Kıymetli velilerim;

  Okula atılan ilk adım, çocuklarımız için olduğu kadar siz değerli anne-babalar içinde ayrı bir sevinç ve heyecan kaynağıdır. Sonuçta biriciğiniz büyüdü ve en güzel sosyal yapılanmada artık aktif olarak yer alacak. Çocuğunuzun okula başladığı bu günlerde ailecek yaşadığınız heyecanın yanında, nedenlerini tam olarak tanımlayamadığımız endişeler de yaşıyor olabilirsiniz. Bu karmaşık duyguları çocuğu okula başlayan her anne baba hisseder; çünkü çocuğunuzu ve sizi alışmanız gereken yeni bir sistem, yeni bir sosyal ortam hatta hayatınızda yapmanız gereken yeni düzenlemeler bekler. Bu dönemi daha rahat ve keyifli geçirmenize yardımcı olabilmek için sizlere bu eğitim yılı içindeki ilk bültenimizle  ‘HOŞGELDİNİZ’ diyorum.

   Okul çağı, çocuğun aile yuvasından çıkıp, dış dünyaya açıldığı ve toplumsal çevreye katıldığı dönemdir. Çocuk için okula başlamak, yaşamındaki önemli olaylardan biridir. Okul sürecinin başlamasıyla çocuğunuzda kişiliğini kazanmaya yönelik çabalar artar. Çocuğunuz hem sizi hem de başkalarını etkiler. Etkilediği kadar sizden ya da başkalarından da etkilenir. Çocuğunuz kendi iç zenginliği ile artık çevreye daha fazla açılmaya başlar. O güne kadar sadece anne ve babası, kardeşi ve kendisi varken artık dünyada başkalarının da olduğu bilincine varır.

  Araştırmalar, okula yeni başlayan her beş çocuktan dördünün, okulun ilk günü sınıfta gerginlik yaşadığını göstermektedir. Dönemin başladığı gün, anne babaları tarafından ilk kez sınıflarına götürüldüklerinde ağlayan birkaç çocuk her zaman olur. Bu, kaygılanmayı gerektirmeyen, son derece normal bir durumdur. Bu yüzden sizleri sakin olmaya davet ediyoruz J

ANNE- BABA TUTUMU NE OLMALIDIR?

*Çocuğunuza okulun her zaman çok eğlenceli ve çok mutlu bir ortam olacağı garantisini vermeyin. Bazen zorlandığı, sıkıldığı, yorulduğu zamanları da olabilir. Daha sonra hayal kırıklığına uğramaması için sorduğu sorulara gerçekçi cevaplar verin. Okulla ilgili çocuğunuzu önceden bilgilendirin ve okulu gezdirin.

*Okul ve öğretmeni ile işbirliği yapın. Çocuğa, öğretmenine güven duyduğunuzu hissettirin ve kendisinin de güvenebileceği mesajını verin.

*Öğretmenin rolünün çocuğa doğru tanımlayın. (Abla, teyze vb. ifadelerden kaçının.)

*Birlikte evden çıktığınızda, çocuğunuza sakin, gerginlikten uzak ve mutlu görünmeye çalışın.  Kaygı, özellikle ebeveynle çocuk arasında bulaşıcıdır. Çocuk, kaygı duyduğu, canı sıkıldığı her durumda ne kadar endişelendiğinizi anlamak için size bakacak ve endişeli olduğunuzu gördüğünde korkmakta haklı olduğunu düşünecektir. Bu nedenle ne kadar tedirgin, gergin olursanız olun, dışarıdan bakıldığında sakin ve rahat görünmeye çalışın.

*Vedalaşmayı uzun sürdürmeyin. Sınıf önünde beklemeniz çocuğunuzu daha fazla kaygılandırıp uyum süresini uzatacaktır. Çocuğunuz üzgün görünse bile hemen oradan ayrılın.

*Ağladığında, istese de istemese de ayrılacağınızı ve gözyaşlarının hiçbir şey değiştirmeyeceğini kesin ama yumuşak bir dille anlatmaya çalışın. Çocuğunuz stresi ile başa çıkabilecek ve birkaç dakika içinde ağlaması duracaktır.

*Çocuğunuz ile lüften sınıfa girmeyin.

*Öğretmeninin çocuğunuzu gördüğünden emin olun, onunla vedalaşın ve sonra okuldan ayrılın.

*Okul çıkışı onu tam zamanında alacağınızı ya da servise bindireceğinizi, evde mutlaka karşılayacak bir kişinin olduğunu ona açıklayın. Özellikle kaygılı çocuk, annesinin evde kendisini karşılamayacağı düşüncesiyle okula gitmek istemeyebilir. Öğretmenine teslim ettikten sonra vedalaşın ve ayrılın. Vedalaşma sürecini uzun tutmayın.

ÇOCUĞUNUZ EVE GELDİĞİNDE;

*Okulda yaşadıklarıyla ilgili onunla konuşun. Her okul dönüşü eğer isterse olan biten her şeyi size anlatmasına izin verin. Böylece onun okul yaşamına ilgi duyduğunuzu yansıtır ve onun da okula karşı ilgisini pekiştirebilirsiniz. Ne var ki, okul çıkışı hem fiziksel hem de duygusal olarak çok yorgun olabileceğini ve her şeyi anlatmak istemeyeceğini aklınızdan çıkarmayın. Sabırlı olun ve dinlenmesine izin verin.

*Çocuğunuz eve geldiğinde “Sıkıldın mı?”, “Korkma” vb ifadeleri kullanmayın.

*Evde çocuğu, öğretmeni ile tehdit etmeyin. (“Yemeğini yemezsen öğretmenine söyleyeceğim vb.”)

*Çocuğunuzun okulda olacağı zaman için çocuğun yanında planlar yapmayın.

*Çocuğunuzun düzenli olarak okula gelmesini sağlayın.

*Çocuğunuzun bir sonraki gün için giysilerini, çantasını akşam hazırlaması, ertesi sabahın telaşlı geçmesini önler. Çocuk birkaç hafta içinde bu düzene uyum sağlayacak ve zamanla, sabahları okula hazırlanması daha az zaman alacaktır. Uyku saatlerinin düzenli oluşu ve zamanında yatıp kalkması sabah hazırlıklarını gerginlikten uzak tutacaktır.

Çocuğunuzla konuşurken aşağıdaki ifadeleri kullanmanız iletişiminizi olumsuz yönde etkileyecektir.

*Eğer ağlarsan giderim.

*Kimseye kendini sevdirmez, çok yabani.

*Okula gitmek zorundasın, evde yalnız kalamazsın.

*Şımarıklık yapıyorsun. Her gün geldiğin yer, şimdi ne oldu?

*Şimdi sınıfına git, akşama ne alayım ne istersin?

*Ağlarsan akşama gelip seni almam.

*Sen çok akıllı bir çocuksun.

*Benim kızım abla olmuş ağlamıyor artık.

*Böyle davranırsan bu okulda kimse seni sevmez.

*Bugün okulda kal, yarın gelmezsin.

*Galiba sen okula alışamayacaksın.

*Acaba bugün başlamasa mı?

*Arkadaşların seni sevmedi mi?

*Öğretmenin sana iyi davrandı mı?

   Son olarak sizlere şunu belirtmek isterim; biz yetişkinlerin bile küçük değişikliklere verebileceğimiz reaksiyonları aklınıza getiriniz. Bir mahalleden başka bir mahalleye taşınsak  oryantasyon problemleri yaşarız. Ki karşımızdakiler minik minik bir dize çocuk kalbi J

  Okula uyum süreciyle ilgili sorun uzun sürdüğü takdirde bizlerden destek alabilirsiniz. Hepimize sağlıklı, mutlu ve başarılı bir yıl diliyorum.

 

                                                                                                                                   Psikolog Esra ARLI